Haftaya Paydos 4, Kuğulu Park/Seğmenler Parkı

Aslı:
Ben Kuğulu Parktan yana seçimimi yapıyorum... Orası bende sanki gizli bir bahçeye girmişim hissi uyandırıyor... Küçükken izlediğim "Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler" filminde, cücelerin yaşadığı yere ve banyo yaptıkları nehre benzetiyorum parktaki göleti... Şu an Ankarada yaşamıyorum ama bunları yazarken, otobüs duraklarının oradan geçip de Parka adımımı attığım anda "vay be sanki yan tarafta koskoca bir cadde yok, sanki şehrin ortası değil burası" dedirten huzuru hissettim sanki...

Rana:
Kuğulu Park:)) her zaman sığınak gibi bulmuşumdur Kuğulu Park'ı. Herkes gelir soluklanır, otobüse binmeden önce çay içersin, sohbet edersin. Seymenler daha büyük olduğu için böyle her yanını keşfedemeyeceğin bir yer:))

Ayça:
ikisi de..:) ikisini de çok seviyorumm..

Birol:
Kuğulu… Zariftir Kuğulu park, bir de keşmekeşin ortasındadır, seğmenlerin etrafı da nispeten sessiz sakin, sığınacak yer lazım Kuğulu'nun olduğu yerde, yukarda her yer ferah.
Seğmenlere çıkarsın, büfenin az aşağısına oturur, Ankara'yı seyredersin. Kuğuluda, ördekleri, kuşları, bebekleri, suyu, en çok ama kendini seyredersin. Kıyas olacak parklar değil;)

Nilüfer:
Kuğulu Park.. Nedeni ise huzur veren bi yer.. Sakin kalabalık içinde sakinlik.. Gürültü içinde sessizlik.. Kaçış yeri... Seğmenler ise çok büyük.. Heryere açık bir yer...

Beyza:
Tabi ki Kuğulu Park; sahiplenildiğini hissedersin, kafanı dinlersin ve bakışlar seni rahatsız etmez...

Aydan:
Kuğulu Park çünkü kuğuları var:)

Selma:
Kuğulu da güzel, ama ben Seğmenler diyorum. Çünkü haftasonları köpeğimi rahatça gezdirebiliyorum.

Serdar:
Seğmenlerde haftasonları çok kalabalık bir insna grubu oluyor ve kimse de kimseyi rahasız etmiyor. Yandaki büfeden de lezzetli yemekler yiyebiliyorum.

Necip:
Kuğulu; çünkü Seğmenler parkında köpekler çok olduğu için Kuğulu Park daha cazip ve güvenli geliyor:)

İmren:
Merhaba, Sorunuzu öğrendikten sonra biraz düşündüm, uzun zamandır Ankara ile ilgili sevdiğimiz ve vazgeçemediğimiz, yerini başka yerin doldurmasına izin vermediğimiz ne çok yerimiz varmış. Bu nedenle özel bir teşekkür etmek istiyorum.
Gelelim konumuzaaaa; İmren Kuğulu diyenlerden. Neden mi? Benim gibi çocukluğu Ankara'da geçen herkes için özel bir yerdir. Bir avuç kadardır, bir nefeslik hava gibidir, miniciktir ama CAN'dır, Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş kocaman kocaman kucak kavuşmaz ağaçlarla çevrilmiş vaha gibidir.
Çünkü, Güzelim bembeyaz kuğuları ve vakvakları orada görebilirsiniz, onlar ile simitlerinizi paylaşabilirsiniz, şanslı iseniz yüzlerce güvercini yemleyebilirsiniz. (ilk siyah kuğuyu orada görmüştüm)
Çünkü, belkide ilk defa birinin elinizi tuttuğu yerdir.:)
Çünkü, ilk bira hemen yanındaki Kıtır'da bangır bangır birşeyler dinleyerek içilmiştir. İlk kumpire kaşık orda batırılmıştır.
Çünkü, her zaman kagıt helvacı, elma şekerci bulunabilir,
Çünkü, Yuvarlacık tahtacık bankları vardır, üç-dört kişi yanyana oturursanız konuşmak pek komiktir.
Çünkü, keyifsiz bir gün sonu, kışın ortasında Aysun işe kaçıp yarım ekmek kokoreç, ayran alınıp banklarda oturulup yenilesi, karnımız doyduktan sonra sevgililere saydırıp ağlanılası melankolik tek yerdir.:)
Çünkü, Tunalı'da yapılan alışveriş sonrası bir nefeslik oturmalıktır.
Çünkü, Kuğulu Kafe'de yorgunluk kahvesi içebilirsiniz - içebilirdiniz...( Şimdi başka birşey olmuş hatırlayamıyorum. (Simitçi kahveci gazozcu gibi)
Çünkü, üzerinden yol geçecek, kavşak yapılacak korkusuyla, yüreğimiz ağızımızda izin vermeyiz diye tüm gün inadına inadına oturduğumuz yerdir... İyi ki hala var:)

29 Mayıs Cuma, Haftaya Paydos 4, Konuk Düş Hekimi Yalçın Ergir

29 Mayıs Cuma günü Haftaya Paydos'ta konuğumuz Düş Hekimi Yalçın Ergir...
Diş hekimliğinin Düş hekimliğine dönüşmesinden, muayenehanesindeki inanılmaz "icat"larına, muhteşem kaleminden, Ankaralılığına kadar konuşacak çok şey var...

Program öncesinde onun hakkında biraz daha fazla fikir edinmek için ergir.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bu hafta ayrıca "Kuğulu mu, Seğmenler mi?" diye soruyoruz. Seçiminizi ve yorumlarınızı haftayapaydos@gmail.com adresine bekliyoruz...

(Ayrıca bir davet ancak bu kadar zarif cevaplanabilir: http://www.ergir.com/2009/konuk.htm)

Görüşmek üzere...

Haftaya Paydos 3, Bestekar Sokak/Park Caddesi

Sibel:
Park caddesi diyorum. Çünkü hayat artık yavaş yavaş oraya kaymaya başladı. Daha modern mekanlar, daha modern insanlar var orada.

Ferda:
Bestekar diyorum ben. Evi Çayyolu civarında olmayanlar da zaten pek tercih etmiyorlar Park Caddesini. Belki zamanla değişir, önyargılı değilim, ama şu anda Bestekar.

Füsun:
18 yaşında yeni bitmelerin baba paralarıyla fink attığı biryer Park Caddesi. Bestekar sanki daha eski Ankaralılara hitap ediyor gibi geliyor bana. Binaların eskiliği bile daha sıcak geliyor bana Bestekar'da. Örneğin Park'da açılan Kıtır eski Kıtır gibi zevk veriyor mu acaba insanlara?

Miray A:
Tabii ki Bestekar diyorum, şehir merkezinde oturan biri olarak yürüyerek gidip bir çok alternatif gece mekanını bir arada bulabildiğim yegane yer... Baktım birşey bulamadım, mini bar yapma olasılığımız hep var! :)

Selen A:
Bestekar'a çok takılmadığım için objektif yorum yapamıycam. Park caddesi daha tiky, Bestekar daha samimi...

Suna K:
Bestekar, evime ne kadarda uzak olursa olsun. İlk tercih:)

Rana O:
Bestekar sokak! Daha salaş olduğu ve merkezde olduğu için:)) Bir de bana nedense hep Bodrum barlar sokağını anımsattığı için:) Eski halini tabi ki:)

Dilara E:
Park caddesi çok bir popüler oldu ve bence orada yaşayanlar için güzel bir merkez. Ama benim gibi arabası olmayan ve çoook içen gruplar için Bestekar civarı yetmekte şu an için:) Gözünü seveyim city centerın:)

Işıl B:
Bestekar tabi ki ilk içkimizi oralarda içtik gençken:)

Kerem Ö:
Bestekar tabii, Park Caddesi fazla hijyenik ve donuk...

Didem:
Bestekar diyorum ben de;) Merkezi... Malum herkes rahat kolay yorucu olmayan bir ulaşım istiyor... Ortamı sıcak ve sanki daha bir albenisi var gibi.. Sonuçta gidilecek yer konusu ben ve çevremdekilerin tercihi de merkezi yerlerden yana oluyor ki Bestekar iyi seçim :)

Haftaya Paydos 2, Eymir / Mogan ?

Çelik Ö:
Benim oyum Eymir'den yana. Peki neden? Ailecek güzel bir yürüyüş sonrası üstüne sabah tazeliğinde günün ilk çayını yudumlamak, gazeteye gömülmek, azcık daha yürüyüp, balık ekmeğe yer açmak, denk gelirse yanında bir bira ile akşam üstünün tadını çıkartmak. Daha neden olsun efendim...

Berrak G:
Tabiki Eymir.. Eski ODTÜ alışkanlığı diyelim:)

Didem:
Eymir tabiki :))) Mis kokulu çam ağaçları arasında yürümek :) göl kenarında çay kahve ya da kahvaltı veya akşam yemeği yanında bir kadeh rakı ya da bir bira eşliğinde oyhhhh canım çekti bak :)) Ana fikir bu konuda ideal Eymir Eymir Eymir :))

Levent A:
Eymir

Tülay T:
Eymir

Dilara Erdem:
ODTÜ'lü olmanın gereklerinden birisiydi hafta sonlarını Eymir'de geçirmek sevgiliyle beraber:) Hafta sonu alırdık ev yapımı sandwichlerimizi, yere sereceğimiz kilimi vs..yi alırdık soluğu gölün kenarında. Akşama kadar yerdik, içerdik, sarılır kitap okurduk, minicik sahasında basketbol oynardık, yürüyüş yapar çiçek toplardık.. sonra zaman girdi aramıza, ben Eymir'e gidemez oldum uzun yıllar. Şimdilerde çok sık giderek bu ayrı kaldığımız anların telafisi derdindeyim. Sabahın körü arka kapıda aracımızı bırakıp içeri Yelken büfeye, yetmedi kayıkçı büfeye yürüyoruz mis gibi tertemiz havayı derin derin içimize çekerek. Sabahın o saatlerinde araba yok, fazla kalabalık yok. sadece kahvaltı için soluklandığımız büfenin bahçesine yayılmış hoplayıp zıplayan tavşanlar oluyor:) kendimi iyi hissediyorum Eymir'de ben. bazen de sabah gidemezsek akşamüstüne doğru, özellikle Pazar günleri gidip balık ekmek ve bira için minderlere yayılıp sıra bekliyoruz:) Mogan bana yabancı. Eymir, eskilerden güzel anılara mekan olmuş, hala güzel hissettiren, küçük ama keyifli bir alan benim için..

Mine O:
Göl mü o da ne ha doğru orda Boğaz yok di mi ahahaha:-) yaşasın kötülük)

Gülay Ü:
Bu haftanın cevabı; Eymir, Eymir, Eymir ! Hele ki sırt çantamla; Turan Güneş Bulvarı'ndan ODTÜ ormanına girerek önce Eymir'e kuş bakışı bakıp "arınmak", sonra da aşağıya doğru yürüyerek Eymir'e ulaşmak ! Göl kenarına ulaştığımda, şövalemi ve yağlıboyalarımı çıkarıp Eymir'i resmetmek ! Temizleniyorum ben Eymir'de çimenlerin üzerinde...Her ne kadar Eymir'in her bir köşesinde "bırakılan" ama "unutulmayan" aşklar olsa da... Her ikinize de sevgiler.

Suna K:
Tabiki eymir, daha nezih ve daha serbes, mogansa gereksiz kalabalık. eymir ne kadar doğayla iç içeyse, mogan da bi okadar bina yığını gereksiz yapılar. restoranlar, parklar, bence eymir.

Tunç S:
Eymirin daha hos oldugu dogru ankarada su kenarı cok fazla şansımız da yok aslında iki ağaç yanında biraz su görünce içimiz ferahlıyor binalar binalar çirkin binalar saman sarısı ve gri gittikçe ankaraya hakim renkler olmaya başladı

Cem A:
Eymir cevaplarına kesinlikle katılıyorum. Şehirden uzaklaşıp doğayla başbaşa kalabildiğimiz nadir yakın yerlerden biri. Mogan için söylenebilecek çok fazla bir şey yok arkadaşlara sonuna kadar katılıyorum.

Elif Ö:
Ben eymir diyorum. Hep oyleydi..

Gönül B:
Eymir

Elif B:
Eymir. Cunku mogan'a göre daha ufak, daha sevimli. Herkes giremedigi icin belli bir kesimin özellikle üniversitelilerin ve akademik insanlarin haftasonu bulusma mekani. Golun etrafindaki tesislerin güzelligi ve bir de su sporlari yapilabilmesi pozitif özelliklerinden. Özellikle Odtü'lüler icin Eymir bir klasiktir :)

İmren Ç:
Merhaba Banu'cum, Selim'cim Özlemiştik o güzel ve huzur dolu seslerinizi. Hayatımız alışkanlıklar üzerine kurulu; sabah kahveleri, çaya atılan tek şeker, evden çıkarken aynı hoşcakallar, kıyafet seçimlerindeki renk tutuculuklarımız, saç boyu, aynı fön hatta, daha binlerce şey sıralayabilirim. Egmir; işte o da benzer alışkanlıklardan bizim gibi doguştan Ankara'lı olanlar için. Koca Ankara'mızda aslında pekte kaçış noktamız yok beton bloklardan, soguk duvarlardan. Arkadaşlar yazmış aslında Egmir diyince akla gelen ilk şey sevgilinle el ele uzunca yürüyüşler yapılacak, agaçlar altında durup soluklanma araları verilecek, kokusu agaç, dokusu yeşil, gölü girilmez huzur mekanı. Ancak benim için biraz özel bir yerdir, yazı başkadır kışı bambaşka. Denizi özlerizya hani, bazen uzun uzadıya bakasımız gelir ufukta biten sonsuz mavilige. Öyle zamanlarda kaçış noktasıdır, araba yogunlugundan sesten gürültüden yalıtılmış kurtarılmış bir bölgedir.
Oran tarafından ormandan yürüyerek girerseniz yolun sonunda enfes bir manzara görebilirsiniz, uzakta bulutlardan rengini alan, agaçlarla sarmalanmış, yeşilin arasına sıkışmış bir göl. Görülmeye deger gün batımı, çiçek açmış badem agaçları ile harikadır. Kışın gidersiniz hava buzz gibidir, donarsınız hatta arabanız kayar o yolda birkaç kez buzdan. Şanslıysanız donan gölde yürüyebilirsiniz, cesaret üzerine nutuk çekebilirsiniz arkadaşlarınıza, agaçlarda kar bembeyaz gelin gibidir, hımmm tertemiz hava, ve üşüten sogukta koşa koşa gidersiniz sucuk ekmekçiye, olmadı köfte, olmadı balık, ama mutlaka ekmek arası, yanında kocaman bir şişe bira...
Ayaküstü Yazları ördekler olur cıvıl cıvıl kuşlar, simit atarsınız ördeklere, köpekler gözünüze hani bana der gibi bakarlar verirsiniz onlarında kısmetini korkmuyorsanız eger :) Sonbaharda sarı yapraklara dolanır ayaklarınız, antrenman yapan kürek takımlarını görebilirsiniz bazen hafta sonları, başlarında hocaları ali kıran baş kesen. Sizde kürek çekebilirsiniz anlarsanız bu işlerden, gölün ortasından manzaraya bakmakta ayrı bir keyiftir hani. Eee aşk olsun diyorum ikinize de, şimdi açtım albümleri Egmir fotograflarına bakıyorum, ne çok gitmişiz, ne keyifli günler geçirmişiz, sanırım bu aralar birazda ihmal etmişiz. Mogan? Gecen sene gittim bir arkadaşın zoruyla, kimi için keyifli olabilir ama yapay bir zorlama gördüm, klasik hamburgerciler, pideciler pizacılar, kızılayda yada ANkara'da herhangibir sokakta bulabileceginiz şeyler ordada var. Agaç yok kuru kuru bir yapaylık. Sanki birde ailece gidilmezse alınmayacakmışsın hissi veriyor bana, Anne baba çocuk olmak mecburidir yazmamışlar tabelaya ama öylesi bir zorlama var sanki.. Bilmem belkide ben öyle hissettim:)

Gözde E:
onca yıl ankara'da yaşadım ama mogan'a bir kere bile gitmedim maalesef. eymir'den de hiç haz almam. gölleri pek sevmem ben galiba. daha çok deniz kızıyım. şımarıklık yapıp ikisi de değil demek istiyorum.

Selen A:
benim cevabım her daim eymir olur. birincisi herkese acik degil, ODTU ve ODTU'lu olmasi dolayisiyla daha sakin, daha samimi bir ortam. Mogana 1-2 kere gittim, ana-baba gunu... göl kenarini yuruyuse uygun yapmislar ama eymirin agaclari orda yok... eymiri temizleseler bence uzerine mekan olmaz ankarada... ama hala ODTU'nun kalsin:)))

Figen Ü:
tabiki eymir :)))))
doğallığı bozulmadığı için; benim için burası huzurlu. yerlere oturup gölün tadını çok daha keyifli çıkarıyorum. balık ekmek; daha bir kısır döngü olan ANKARADA KAÇIŞ noktası yaz ve kış :)))))))

Ebru A:
Eymirrrrrrrr.
yemyeşil ördekler doğayla iç içe ama ben en çok ördekleri seviyorum.

Metin A:
her zaman eymiiirrrrrr tabiii ki.

Filiz T:
ODTÜ'lü olup Eymir'i sevmemek mümkün mü? Tabi ki tercihim Eymir :))

Haftaya Paydos 1, Tunalı / Bahçeli 7.Cadde?

Gönül B:
Tabii ki Tunalı diyorum! O kadar özlüyorum ki Tunalının Pazar gunleri trafige kapanisini, kaldirimlarda oturuslarimizi, sagda solda grup halinde oturup gitar calan cocuklari, butun gun bir yukari bir asagi dolasmalarimizi... Kisacasi Tunalinin huzurunu Bahcelide bulamayanlardanim :) Belki trafige kapatilmiyor Tunali ama hala canim soyle bir yuruyus yapmak istediginde ilk isim Tunaliya inmek olur...

Rana O:
Tunalı çünkü Tunalı'da oturuyorum ve Tunalıyı seviyorummm :)

Nazende E:
:)))) CADDE:))))

Selen A:
ben kararsizim... ama sanirim tunali. daha nezih, daha eglenceli. daha cok mekan ve imkan var. ustelik gumbur gumbur piyasa yapanlar da yok:))evet evet kesinlikle tunali:))))

Tolga Ö:
Tunalı, mekan sayısı belki daha az ama daha şık mekanlar var, bir de en önemlisi Arjantin, Cinnah buralara yakın olması sebebiyle de avantajlıdır.

Tunç S:
Tunalı Hilmi daha nezih, 7.cadde çok bozulmuş bi acayip tipler,kafelerin genel olarak servis kalitesinin düşüklüğü de dikkatimi çekti 7. caddede.

Suna K:
Tunalı hilmi diyorum ben de, evet daha az mekanlar, ama daha kaliteli insanlar, 7.cadde orda kendimi çok rahat hissetmiyorum her yerde; mantar gibi türeyen cafeler, arabalardan yükselen müzik sesleri, çok kalabalık, piyasa yapmak için gelen ilginç tipler, sevemedim bahçeliyi.

Tanıl T:
Tunali hilmi taraftarıyım ben de, cadde bazında tunalıda alternatifler daha az olabilir ama civar sokaklardaki mekanların yanında insan kalitesi ve duzey farkını da katarsak tunalı birkaç sınıf atlıyor.

Mine Ç:
Ben ankarayı çok bilen biri değilimdir ama nedense istanbuldan sonra 7.cadde daha çekici geldi belki istanbulla bi bağlantı kurmuşumdur aralarında:)

Müge K:
Hicbiri desem abes olmaz herhalde yeni bi cadde lazim ankaraya sole bozulmamisindan..

Nihan K:
Bahçeli 7 derim ben. çünkü baharda ve yazın güneş alıyor. böyle bi aydınlık bi sıcak... insanın içi açılıyor. hem de yol ve kaldırımlar ne kadar dar olsa da (ki bu tunalı için de geçerli), insanın üstüne üstüne gelen kocaman apartmanlar yok.

Ayrıca her ne kadar iki yer de piyasa yeri olsa da (eğri mi otururuz, doğru mu bilemem ama doğru konuşalım), tunalıda insanlar daha bi burnu havada, "ben aslında ibiza'ya gidecektim ama uçak ankara'ya zorunlu iniş yaptı. bu arada da bi buraya bakayım dedim." havalarındalar. eğer onlar bu kadar uç diilse de ben eziğim; göreceli olarak. :))

Cem Ö:
Bir bahçeli çocuğu olarak ben dahi Tunalı diyeceğim.. Tunalı orta ve üst gruba hitap edebilen çeşitliliğiyle daha zengin görünüyor, 7. cad ise tunalıya göre daha geniş olan kaldırımlarına dizilmiş ve yeme içmenin ucuz olduğu kafeleri ve üniversitelere yakınlığı sebebiyle ilgi çekiyor ancak kültürel olarak fazla bir şey vaad etmiyor..

Gülay Ü:
Ben, her ikisi de değil diyorum. Çünkü daha sakin, keşmekeşin yaşanmadığı, insanların birbirini ezmediği, araçların korna sesi daha az duyulan, kısaca insan ve gürültü kirliliği "henüz oluşmamış" yerleri tercih ediyorum. Tunalı'ya gitmiyor muyum;-evet gidiyorum ancak çok çabuk ayrılıyorum. Bahçeli 7.cadde ise bana hiçbir zaman sıcak gelmedi. Hani "duyan gelmiş" denir ya; işte bunun için herkes aynı mekanda ! Duyduğum için değil, bana huzur veren yerlerden yana tercihim! Tunalı ve 7.cadde'de bulunan çoğu mekana; daha sakin alternatif keşfetmek daha eğlenceli.

Necip Ş:
BahçeLiiiiiiiiiiii , çünKü yeNi TREND ve üniversiTe gençLiği oRADA e tabi bizZDeee ... Her ne Kadar araçlarımız için park yeri zor bulsakta ... YineDe bahçeLiiiiiiiii !...

Fatoş B:
Bahçeli 7 demek zorundayım çünkü burada yaşıyorum. bahçeli 7 demek istiyorum çünkü kaldırımlar geniş, halkı rahattır. tunalı'nın aristokrat havasına inat insanlar birbirlerine gülümseyerek yürürler. elbette son yıllarda bahçelinin kalitesini düşüren çok şey oluyor ama güzelim yaz akşamlarında bütün bir ailenin gecenin yarısında ellerinde çekirdekleriyle eş-dost gülüşerek dolaşmasını, çocuklarının coşkuyla oynamasını ne zaman gördük tunalı'da? tunalı'yı sahiplenirler, başkasını dışlarlar, oysa bahçeli herkese kapısnı açtığından insan çeşitliliğinin en bol olduğu mekandır güzide memleketimizde. öyleyse herkes bahçeli 7 ye diyorum çünkü burası paylaşım yapılacak yer, alışveriş yapılacak yer değil:)))

Haftaya Paydos 1, 2, 3, Konuklar

Haftaya Paydos'ta ilk 3 hafta konuklarımız:

1. hafta: Müzisyen Artun Ertürk
2. hafta: Modacı Abdullah Öztoprak
3. hafta: Müzisyen Sadık Sağlam ve Mehmet Öztürk

Haftaya Paydos!

Merhaba,

Biz, Banu Tarancı ve Selim Karakaya uzunca bir aradan sonra yeniden birlikte mikrofon başındayız.
Her Cuma saat 20:00-22:00 arasında haftayı geride bırakıp, haftasonunu karşılarken TRT Ankara Radyosunda, Türkiye'nin ilk gerçek "konuşma" radyosunda sizlerleyiz.
Programda sizlerle paylaştığımız bazı konulara burada da yer vereceğiz. Böylelikle fikirlerini bizimle paylaşan arkadaşlarımızın mesajlarını da tarihe not düşmüş olmak istiyoruz.
Malum, söz uçar, yazı kalır...
ad