HP32, 01 Ocak '10: Haftaya Paydos'tan Secmeler

Yılın ilk gününde geride 2009 yılında konuk ettiğimiz bazı isimlerden seçmelerle karşınızdayız (ama biz de stüdyodayız!)
Beduk, Cem Adrian, Gecegece, Tnk, Pamela, Atiye, Erdem (Seksendört), VeYasin...

2009 yılını radyonun diğer yanında bizimle geçiren tüm dinleyicileirmize ve konuklarımıza mutlu yıllar!

HP31, 25 Aralık 09: Cin Seddi

Haftaya Paydos'ta bu hafta başkentin Türkiye'ye kazandırdığı son gruplardan birini, Cin Seddi'ni konuk ediyoruz... Özgün şarkılarının yanında dikkat çekici sahne performansıyla da yoğun bir takipçi kitlesi oluşturan Cin Seddi ile yeni albümlerini konuşuyoruz.


CİN SEDDİ’NİN İLK ALBÜMÜ “HER ŞEYE EVET DİYEMEM” İLE “HAYIR!” DİYEBİLMEK YOLUNDA İLK ADIM...
2003 yılında Ankara’da kurulan ve performanslarını izleyicilerin beğenisine sunan Cin Seddi, demolarına gösterilen ilgiyle birlikte çalışmalarına hız katarak şarkılarını "Her Şeye Evet Diyemem" adlı ilk albümlerinde topladı.

Umut, umutsuzluk, değişmeden varolabilme çabası, yaşadığımız dünyayı ve kendimizi affedebilme gücünü arayışımız gibi duygular ve rüyalar üzerine olan şarkıların tüm söz ve müzikleri, Özlem Altınışık ve Uğur Çakar'a ait. 12 şarkılık Her Şeye Evet Diyemem'in masteringi Him, Nightwish, Amorphis, Sentenced gibi dünyaca ünlü grupların mastering’ini yapmış olan Mika Jussila tarafından Finlandiya’da Finnvox stüdyolarında gerçekleştirildi. Kayıtları ve mixleri Studyo d' de Deniz Durdağ tarafından yapıldı. Albümdeki 7 parçada klavyelerde ve elektronik düzenlemelerde 2008 Halıcı Beste Yarışması birincisi ve 2007 Nokia Supersound Kategori birincisi Olcay Demirci eşlik etti.
Yapımcılığını Aykut Gürel'in yaptığı albüm Iremrecords etiketiyle müzik marketlerde... Özlem Altınışık’ın vokal yaptığı grupta, Uğur Çakar ve Tunç Apatay gitar, Burak Sezgin bas, Kemal Sözer davul çalıyor. 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi tarafından düzenlenen “9. Battle of the Bands” yarışmasında Jüri Özel Ödülü alan grubun bu ilk albümünün ismiyse Özlem Altınışık’ın üniversiteye girdiği yıllarda “her şeye evet diyen insanlar” ın psikolojisi üzerine yazdığı denemeden yola çıkılarak konuldu.
Aslında hepimizin içerisinde mükemmel bir dünya olduğunu ve bu dünyanın, yaşamak zorunda kaldığımız bize dayatılan telaşlı dünya karşısında ezildiğini, yavaş yavaş ruhlarımızın da değişen teknoloji ile birlikte mekanikleşmeye başladığını vurgulayan Cin Seddi şöyle diyor;
Siz de “hayır” diyemeyenlerdenseniz albümü dinledikten sonra her şeye evet dememeye hazır olun..

HP30, 18 Aralık 09: TRT Türk, Haberdar Programı Ekibi


Bu hafta, TRT Türk ekranlarında her sabah dünyanın nabzını tutan isimleri, Haberdar Programı ekibini konuk ediyoruz...

Haberdar programı yapımcısı/yönetmeni Sibel Urgancıoğlu, programın sunucuları Serhat Akça, Şeniz Özmert ve program ekibinden Eda Durmuş, Selin Kartal konuklarımız olacaklar. Bu dinamik ekiple dikkat çeken programlarını, yaptıkları işin inceliklerini, kamera arkasını ve elbette onların kişisel başarı öykülerini konuşacağız.

Sorularınız ve iletmek istedikleriniz için haftayapaydos@gmail.com adresimizi kullanabilirsiniz.

HP29, 11 Aralık 09: Anonim Reloaded

Haftaya Paydos'ta bu hafta efsane grup Anonim'i konuk ediyoruz...

Yolu bir şekilde Ankara'dan geçen herkesin bir dönem takip ettiği, sahne performanslarıyla yıllara meydan okuyan, "Reloaded" olduktan sonra da aynı heyecanla çalmaya devam eden ve çaldıkları her mekanda kalabalıkları yine aynı performansla coşturan Anonim'in hikayesini konuşuyoruz.
Vokalde Murat Bulgak, gitar ve geri vokalde Serhat Başer, bas ve geri vokalde Yener Çeltikçi, tuşlu çalgılarda Gökhan Pişkin ve davulda Deniz Alemdar'dan oluşan Anonim, 60-70-80'lerin rock ve pop-rock şarkılarına hayat vermeye devam ediyor. Biz de grubun kemik elemanlarından Murat ve Yener'i konuk ediyoruz.

Sorularınız ve iletmek istedikleriniz için haftayapaydos@gmail.com adresimizi kullanabilirsiniz.

HP28, 03 Aralık 09: gecegece

Haftaya Paydos'la kısa bir aranın ardından yeniden karşınızdayız.
Ve geri dönüşümüzde stüdyomuzda harika bir grubu ağırlıyoruz. Bu hafta konuklarımız gecegece grubu elemanları olacaklar.

1998'de Gökçe B.T. ve Murat Tüzel tarafından kurulan, sonraki yıllarda vokalde Sibel Emek Ortaç, klavyeli çalgılarda Özgür Barış Sarı ve elektrik gitarda Alper Sarıoğlu'nun katılımıyla kadrosunu tamamlayan ve davullarda Onur Ertem'in eşlik ettiği gecegece, çok yakında 10 şarkıdan oluşan albümü "Duymadın mı" ile dinleyiciyle gerçek buluşmasını gerçekleştiriyor. 9 şarkının düzenlemesinin gruba, 1 şarkının düzenlemesinin de Manga'dan tanıdığımız Yağmur Sarıgül'e ait olduğu albümün ilk klibi Rana adlı şarkıya Bedran Güzel yönetmenliğinde çekildi.

Internette ciddi bir hayran kitlesine sahip olan ve albümleriyle önümüzdeki günlerin en çok konuşulacak isimlerinden biri olmayı şimdiden garantileyen gecegece'den Gökçe B.T., Sibel Emek Ortaç, Murat Tüzel ve Özgür Sarı bu Cuma akşamı Haftaya Paydos'un konuğu oluyor...

Sorularınız ve iletmek istedikleriniz için haftayapaydos@gmail.com adresimizi kullanabilirsiniz.

Kısa Bir Ara

TRT bünyesindeki bazı düzenlemelerden dolayı bir süre yokuz,
çok yakında yeniden karşınızda olmayı umuyoruz...

Görüşmek üzere...

HP27, 06 Kasım 09: Didar Şahin Manken ve Model Ajansı

Haftaya Paydos'ta bu hafta Didar Şahin'i ve onun ajansını konuk ediyoruz.
Didar Şahin'le manken ve model dünyasını, defileleri, organizasyonları ve renkli dünyaların arka yüzünü konuşurken, ajans ekibinden Özge Öztürk, Esra Özyürek, Bülent Akkuş ve Emre Tuygun da bize başarı öykülerini anlatacaklar.

Sorularınız ve yorumlarınız için haftayapaydos@gmail.com adresimizi kullanabilirsiniz.

HP26, 30 Ekim 09: FreeFall

Haftaya Paydos'ta bu hafta başkentin önemli gruplarından birini, FreeFall'u konuk ediyoruz.
Amerikalı vokalistleri India DaDiva ile soul'dan rock'n roll'a kadar geniş bir repertuara sahip olan grup her geçen gün izleyicilerini arttırıyor. Vokalist india ile birlikte Evren Tüfekçi (back vokal ve elektrogitar), Murat (bass guitar) ve Caner Eryol (Drums) da stüdyoda canlı yayın konuklarımız olacaklar.

İlk günden bu yana değişmeyen grup elemanlarıyla bu birlikteliğin sırrından başkentte müzik yapmaya kadar pek çok şeyi konuşacağız.

Sorularınız ve iletmek istedikleriniz için haftayapaydos@gmail.com adresimizi kullanabilir, TRT Ankara Radyosu canlı yayınını dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

HP25, 23 Ekim 09: If PerformanceHall, Dib Sahne

Haftaya Paydos'ta bu hafta başkentlileri eğlendiren mekanları konuşuyoruz. Ankara'da son yılların en çok etkinlik yapılan mekanlarından If Performance Hall işletmeci ortağı Selim Gültepe ve özellikle son 2 yıl içindeki ilgi çekici organizasyonlarıyla dikkat çeken Dib Sahne işletme sorumlusu Seçkin Demirtaş konuklarımız olacaklar. Onlarla sorumlu oldukları mekanlarını, başkentin gece hayatını, sanatçılarla anlaşma ve onları sahneye çıkarma prosedürlerini ve kişisel başarı hikayelerini konuşup merak edilen soruların cevaplarını arayacağız.

Sorularınız ve iletmek istedikleriniz için haftayapaydos@gmail.com adresimizi kullanabilir, TRT Ankara Radyosu canlı yayınını dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

If Performance Hall:
2005 yılında "Gönül Adamları" ekibi tarafından yenilenen genç kadrosu, dekorasyonu ve ses-ışık sistemi ile If Performance Hall, Ankara'ya özgün, kaliteli müzik ve yenilikçi bir eğlence kültürünü sunmayı hedeflemektedir. 250m2 brüt, 140m2 net müşteri kullanım alanı içinde 1 adet barı, 8 kişilik performans sahnesi ile misafir memnuniyeti felsefesine yoğunlaşmıştır. If Performance Hall, kaliteli, özgün iç mekan tasarımı ve görsel iletişim diliyle misafirlerin müzik zevklerine hitap etmekle beraber, göz zevkine de hitap etmektedir. If Performance Hall, yaptığı çeşitli anlaşmalar ile tanıtım çalışmalarına önem vererek, kalıcılığı hedeflemektedir.

Dib Sahne:
Nitelikli sanat beğenisini geliştirmek,toplumumuzun sanat yaşamına ve dünya sanat ortamına aktif bir biçimde katılmak,katkıda bulunmak amacından çıkarak kurulmuştur.Bu amaçla sahnemizde sergilenecek tüm performanslar üretim içinde öğrenim düşüncesini benimseyen,dünyayı doğru algılayan ve yorumlayan özgür,yapıcı,yaratıcı,aydın,atak ve eleştirel bir bakış açısıyla uygulamayı amaç edinmiştir.

HP24,16 Ekim 09: TNK (Teneke)


Haftaya Paydos'ta bu hafta tanıyanların hayranlıkla takip ettiği, henüz tanışamamış olanların da bundan sonra heyecanla takip etmeye başlayacağı harika bir grubu konuk ediyoruz.
Ödüllü grup TNK (Teneke) elemanları Caner Karamukluoğlu, Basri Hayran ve Onur Ertem konuklarımız...
Önümüzdeki günlerin en çok konuşulacak gruplarından biriyle buluşma fırsatını kaçırmayın!

Sorularınız ve iletmek istedikleriniz için haftayapaydos@gmail.com adresimizi kullanabilirsiniz.
TNK:
TNK 2001 yilinda Ankara'da kuruldu. O yillarda Grubun davulcusu Ali Surel ile Caner lise arkadaslariydi. Onlar "TNK"nin bugunku muziginden cok uzak sert bir turun dinleyicileriydiler. Bir gun TNK'yi kurmaya karar verdiklerinde yani 2001 yilinda; Caner 16, Ali ise 18 yasindaydi. Daha sonra gruba Ali'nin çocukluk arkadasi Hasan katilacaktir. Son olarak Caner'in dersaneden arkadasi Basri ise, bassci olarak bugunku yerini alacaktir. Beraberce cok genc yasta ama inanilmaz bir istekle bu ise baslayan bu 4 kisi ;
2002 yilinda duzenlenen "SingyourSong" adli yarismada "Genc Yetenek" unvanina layik goruldukten sonra calismalarina hizla devam edip; 2004 yilinda "Fanta Genc Yetenekler Ariyor" adli yarismada unlu muzisyenlerin ve produktorlerin (Melih Kibar (Muzisyen), Candan Ercetin (Sarkici), Levent Yuksel (Muzisyen), Meltem Taskiran (Muzisyen, MSM Konservatuari Pop Muzik Bolum Baskani), Afsin Akin (Aura Records), Asli Atasoy'un (Ada Muzik) bulundugu bir juri tarafindan "Turkiye birincisi" secilecektir.
2005 yilinda ilk 'EP'leri olan "Sira Bizde” On-Air etiketiyle yayinlanmistir. Album kayitlarinin bitimiyle Ali Surel Amerika macerasina ucmustur. Gencyasina gore cok iyi bir performans sergileyen davulcu "Arda Aksu" alacaktir Ali Surel'in yerini. Bugun ise gruba Ankaranin en onemli davulcularindan biri olan Onur Ertem ile grup son halini alacaktir.
Su an grup album calismalarina ve konserlerine hizla devam ederek, istedikleri olan, farkli bir albumu Turkiye'de herkese dinletmek pesindedir...

HP23, 09 Ekim 09: Neşet Güne


Haftaya Paydos'ta bu hafta başkentin en önemli iç mimarlarından Neşet Güne'yi konuk ediyoruz.
Neşet Güne ile eşsiz tasarımlarıyla edindiği mesleğindeki şöhretinin yanında özel partilerin DJ'liğinden yazarlığa kadar başarılarla dolu hayatını ve başkenti konuşuyoruz.

İletmek istedikleriniz ve sorularınız için haftayapaydos@gmail.com adresimizi kullanabilirsiniz.

HP22, 02 Ekim 09: İlham Yazar ve Mojo Ekibi

Haftaya Paydos'un bu haftaki konukları çarpıcı oyun Mojo'nun yönetmeni İlham Yazar'la birlikte oyun ekibinden İnanç Konukçu ve Ali Yoğurtçuoğlu ... Onlar, 4 Ekim'den itibaren Dib Sahne'de sergilenmeye başlanacak Türkiye'nin en sıra dışı oyunlarından biri olan Mojo'yu nasıl ortaya çıkardıklarının yanında tiyatrodaki başarı öykülerini de anlatacaklar...

Bu hafta yine bir doyumsuz bir sohbet Haftaya Paydos'ta sizleri bekliyor. Sorularınız ve iletmek istedikleriniz için haftayapaydos@gmail.com adresimizi kullanabilirsiniz.

25 Eylül Cuma, HP21, Erhan Karadağ ve Enver Erdem


Haftaya Paydos'ta bu hafta haber merkezlerinin nabzını tutuyoruz...

Konuklarımız Kanal D Ankara Temsilcisi Erhan Karadağ ve CNN Türk Şef Kameramanı Enver Erdem...

Gündemin iyice yoğunlaşmaya başladığı günlerde bir haber merkezinde çalışmanın ve onu yönetmenin inceliklerinin yanında habere imza atanların sahne arkası yaşamlarını da konuşacağız... Ayrıca yıllara yayılan bir ekip çalışmasından yansıyan ayrıntılarla da eşine doyulmaz bir sohbet sizi bekliyor olacak...

Sorularınız ve iletmek istedikleriniz için haftayapaydos@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.

18 Eylül Cuma, Haftaya Paydos 20, Barış Orhun ve Onur Koç


Bu hafta Haftaya Paydos'ta başkentin gece eğlencelerinin iki kahramanını konuk ediyoruz...

Müziğin eğitimini de almış olmanın getirdiği artılarla yaklaşık 17 senedir hem enstrümanist hem solist pozisyonlarında çalışmakta olan ve müziğin sahne arkasında da besteci, söz yazarı, aranjör olarak çalışmalarına devam eden Barış Orhun ve şu sıralarda yeni albüm projesinde birlikte çalıştığı isim Onur Koç Haftaya Paydos'ta olacaklar.
Onlarla müzik hayatlarını, yeni projelerini ve elbette Ankara'nın gece hayatını konuşuyoruz.

Sorularınız ve iletmek istedikleriniz için haftayapaydos@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.

11 Eylül Cuma, Haftaya Paydos 19, Max FM ve Radyo ODTÜ

Haftaya Paydos'ta bu hafta Türkiye'de ve dünyadaki radyo yayıncılığını, özellikle de yerel radyoların gücünü konuşuyoruz...
Konuklarımız başkentin iki önemli yerel radyosunun yetkili isimleri Kaan Taylaner (Max FM Genel Yayın Yönetmeni) ve Koray Hatipoğlu (Radyo ODTÜ Genel Koordinatörü) olacaklar.

Kaan ve Koray'la Capital Radio'dan Max FM'e uzanan süreçten, ODTÜ Radyo Topluluğu'nun önce Radyo ODTÜ'yü kurması ve Türkiye'nin en önemli radyolarına başarılı programcılar sağlamasına kadar birçok konuyu konuşma fırsatımız olacak. Ayrıca 4 deneyimli radyo tutkununun sözkonusu kendileri ve yaptıkları işler olunca, mikrofonda neler konuşabileceğine tanıklık edeceğiz...

İletmek istedikleriniz ya da sorularınız için her zamanki gibi haftayapaydos@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.

04 Eylül Cuma, Haftaya Paydos 18, Ankara Open 2009 Uluslararası Bowling Turnuvası

Haftaya Paydos'ta bu hafta Türkiye'de her geçen gün daha çok ilgi görmeye başlayan bowlingi ve her geçen yıl daha çok ilgi görmeye başlayan muhteşem organizasyon Ankara Open'ı, yani "Roll House Ankara Open Bowling Tournament"ı konuşuyoruz...

Konuklarımız hem milli bowling sporcuları hem de bu organizasyona katkılarıyla dikkat çeken Sinem Aydın ve Gülhan Aksular... Konuklarımızla bowlingi, bowlingin Türkiye'deki durumunu, turnuvayı, başkenti ve onların kişisel başarı hikayelerini konuşacağız.

ROLLHOUSE ANKARA OPEN

Bowling’te Avrupa’nın en önemli turnuvası olan Uluslararası Rollhouse Ankara Open sonunda sahne alıyor...

Avrupa Bowling Federasyonu tarafından koordine edilen Avrupa Bowling Turu’nun (European Bowling Tour) en önemli turnuvası, Uluslararası Rollhouse Ankara Open 5-13 Eylül tarihleri arasında Bilkent Rollhouse’da gerçekleşiyor.
Ağırlıklı Finlandiya, Almanya, İsviçre, Danimarka ve Rusya’dan olmak üzere, yaklaşık 35 ülkeden 350 sporcu bu turnuvada Ankara’da boy gösterecek.

Son yılların Dünya Ranking Masters Şampiyonlarından Osku Palermaa (Finlandiya), Martin Larsen (İsveç), Stuart Williams (İngiltere) yanısıra, Ankara Open 2007’nin şampiyonu Nick Froggatt ve Ankara Open 2008’in şampiyonu Dominic Barrett da katılımcılar arasında. Türkiye’den ise Avrupa Tekler Bowling Şampiyonası 3.sü ve aynı zamanda 2003 senesi Akdeniz Kupasi şampiyonu olan Habib Doğan favori gösterilenler arasında yer alıyor. Bowling sporunun Formulasında dereceye girenlere, toplam 70.000 € ödül dağıtılacak.

Uluslararası Rollhouse Ankara Open 2009, Major statüsünde olup, verdiği Avrupa klasman puanları ve bowling’in devlerinin kıyasıya mücadelesi ile adından çok söz ettirecek. Bu büyük turnuvanın finali 13 Eylül 2009 tarihinde Rollhouse Bilkent’ te gerçekleşiyor...
Türk Hava Yolları, Türkiye Turizm ve Kültür Bakanlığı ile TRT’nin sponsorluklarını, “Rollhouse Spor ve Eğlence Merkezleri”nin ise ödül sponsorluğu ve organizasyonunu üstlendiği bu dev turnuvaya, Rollhouse Bilkent Bowling Salonu ev sahipliği yapıyor.
Türkiye’de profesyonel anlamda düzenlenmiş en büyük, en geniş katılımlı bowling turnuvası olma özelliğini taşıyan etkinliği, ABD ve Avrupa’dan gelecek basın mensupları ile Avrupa Bowling Federasyonu Başkanı ve üyeleri de izleyecek.

28 Ağustos Cuma, Haftaya Paydos 17, Meriç Enercan

Haftaya Paydos'ta bu hafta spor, özellikle de futbol konuşuluyor...
Bu hafta konuğumuz Hürriyet Gazetesi Spor Yazarı Meriç Enercan!

Meriç Enercan'la Türkiye'deki futbolu, basketbolu, spor muhabirlerini, köşe yazarlarını ve aynı zamanda onun kişisel başarı hikayesini konuşacağız.
Özellikle başkent takımlarının en önemli sesi olarak dikkat çeken Meriç Enercan'la Haftaya Paydos'u kaçırmayın...
İletmek istedikleriniz ya da sorularınız için haftayapaydos@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.

21 Ağustos Cuma, Haftaya Paydos 16, Bonustrack!

Haftaya Paydos'ta bu hafta kalabalık bir grubumuz ve önemli bir eksiğimiz var...
Banu bu hafta tatilde olacağından Selim yalnız olacak.
Programın konuğu ise başkentin en önemli gruplarından Bonustrack!

Yıllardır başta Ankara'daki düzenli konserleri olmak üzere Türkiye'nin birçok yerinde sergiledikleri performanslarla önemli bir hayran kitlesi oluşturmayı başardı Bonustrack. Klasiklerden en yenilere birçok parçayı inanılmaz bir yetenekle sahneye taşıyan grubun tüm konserleri tamamen dolu mekanlarda gerçekleşiyor ve onlar her defasında sahneden kesilmeyen alkışlar eşliğinde iniyorlar.

Bonustrack, yani İzgi, Burak, Ozan, Arda ve Celal bu Cuma Haftaya Paydos'un konuğu...
Her zaman olduğu gibi onlara iletmek istedikleriniz ya da sorularınız için haftayapaydos@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.

14 Ağustos Cuma, Haftaya Paydos 15, Emin Yasin Vural!

Bu Cuma Haftaya Paydos'un konuğu Emin Yasin Vural...

O Veyasin adıyla Türkiye'de rap müziğin en büyük yıldızlarından biri.

Ama bunun ötesinde başka isimlerin albümlerine yaptığı önemli katkılarla da müzik piyasasının sahne arkası kahramanlarından biri.
Emin Yasin Vural'la şarkılarını, Türkiye'de rap müziğini, albüm prodüksiyonlarını ve Ankara'yı konuşuyoruz.

Veyasin şarkılarını dinlemek için Myspace'i ziyaret edebilir, her zaman olduğu gibi iletmek istedikleriniz ya da sorularınız için haftayapaydos@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.

7 Ağustos Cuma, Haftaya Paydos 14, Abdullah Öztoprak ve Burcu Erkoç!

O aslında her hafta Haftaya Paydos'a telefon bağlantısıyla katılarak keyifli yorumlarını konuklarımızla paylaşıyor. Ama bu hafta onu ev sahipliğinden misafirliğe taşıyoruz.

Bu hafta Haftaya Paydos'un ilk konuğu Kıbrıs'ta yetişen ama yaşamını bir Ankaralı olarak devam ettiren modacı Abdullah Öztoprak!...
Abdullah Öztoprak'la modayı, ses getiren defilelerini, katettiği uzun yolu ve elbette Ankara'yı konuşacağız.

Diğer konuğumuz da Abdullah Öztoprak'ın defilelerinden de tanıyabileceğiniz manken Burcu Erkoç... Burcu Erkoç'la da mankenlerin ışıltılı dünyasını, bu dünyanın arka yüzünü, tescilli güzel olmayı ve yine elbette Ankara'yı konuşacağız.

İletmek istedikleriniz ya da sorularınız için haftayapaydos@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.

31 Temmuz Cuma, Haftaya Paydos 13, Görüntülerin Kahramanları!

Haftaya Paydos'ta bu hafta görüntülerin ardındaki kahramanları konuk ediyoruz;
Foto muhabirleri ve kameramanlar!

Haberlere gerçek kimliklerini aslında onlar veriyorlar, gündemi tarihe onlar kayıt düşüyorlar. Ve belki de herşeyi dışarıdan bir gözle izledikleri için aslında en çok şeyi onlar biliyorlar...

Konuklarımız;

Abdurrahman Antakyalı (Anadolu Ajansı Foto Haberleri Müdürü)
Ayşe Gökalp (Atv Kameramanı)
Selçuk Şenyüz (Hürriyet Gazetesi Foto Muhabiri)

Onlarla yaptıkları işi, gündemin kamera arkasını, anılarını ve tabi ki Ankara'yı konuşacağız.
İletmek istedikleriniz ya da sorularınız için haftayapaydos@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.

24 Temmuz Cuma, Haftaya Paydos 12, Bedük!

Haftaya Paydos'un bu haftaki konuğu müzik çevrelerince "dans müziğinin kahramanı" olarak tanımlanan Bedük!
Yeni albümünün tanıtım konserleri kapsamında 23 Temmuz Perşembe günü Ankara If Performance Hall sahnesinde konser verecek olan Bedük, hemen ertesi gün TRT Ankara Radyosunda konuğumuz oluyor.
70’lerin ve 80’lerin popüler müzik anlayışını günümüze taşırken akustik ve elektronik elemanları ustalıkla harmanladığı, progresif vokallerin ve akılda kalıcı eğlenceli melodilerin gitar, klavye, perkütif enstrümanlar ve elektro beatlerle Bedük sounduna ulaştığı yepyeni bir müzik deneyimi sunan Bedük, merakla beklenen albümü “Dance Revolution”ı muzik ve dans severlerle buluşturdu. Bedük, tüm prodüksiyonunu kendisinin üstlendiği albümü temposu hiç düşmeyen enerji dolu bir dans albümü olarak tanımlıyor.
Sahne performansıyla da oldukça dikkat çeken Bedük'le müziğini, sahnesini, hayranlarını ve elbette Ankara'yı konuşacağız.

Bedük'e iletmek istedikleriniz ve sorularınız için haftayapaydos@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.



17 Temmuz Cuma, Haftaya Paydos 11, DJ Sertaç Kaya ve Dj Mehmet Dinar

Ankara'dan başlayarak sadece Türkiye'nin değil, Avrupa'nın da birçok ünlü festivaline ve kulüplerine uzanan iki başarı hikayesi...
Haftaya Paydos'un bu haftaki konukları DJ Sertaç Kaya ve DJ Mehmet Dinar (a.k.a. dj dnr)! Onlarla DJ'liği, dans müziğini, kulüpleri, insanları eğlendirmeyi ve tabi ki radyoculuk öykülerini konuşacağız.

Sorularınızı ve mesajlarınızı haftayapaydos@gmail.com adresine ulaştırabilirsiniz...

10 Temmuz Cuma, Haftaya Paydos 10, Seksendört

video

Onlar Ankara'dan sessizce yola çıktılar ve o yoldaki yolculukları öylesine başarıyla geçti ki, artık sayısı her gün hızla artan hayranları onların söyleyecekleri her bir kelimeyi heyecanla bekliyorlar... 10 Temmuz Cuma günü Haftaya Paydos'ta konuğumuz Seksendört grubu olacak.

Sorularınızı haftayapaydos@gmail.com e-posta adresine gönderebilirsiniz.


3 Temmuz Cuma, Haftaya Paydos 9 Konuklarımız

Onlar Türkiye'de internette değişimin öncüsü, gündemi bazen değiştiren, bazen oluşturan ekibin parçaları...
Ekşi Sözlük yazarları!

3 Temmuz Cuma günü Haftaya Paydos'un konukları Ankaralı Ekşi Sözlük yazarları pillibebek, jellybonqueen ve aton karimca. Ayrıca moderatör kimi raikkonen de yazarları denetlemek için telefon bağlantısıyla canlı yayına katılacak!
.
3 Temmuz Cuma, saat 20:00-22:00 arası TRT Ankara Radyosunda "entry"ler konuşulacak... Biri Ekşi Sözlük yazarı, biri tamamen tarafsız iki radyocu soracak, Ankaralı Ekşi Sözlük yazarları yanıtlayacak.

Karikatürler Erdil Yaşaroğlu'nun Kamikaze sitesinden...

HP08, 26 Haziran '09: Cem Adrian

Bu programı dinlemek için tıklayın.

Cem Adrian - Bir Melek Ölürken (Emir 2008) Video Klip

O kendine has tarzıyla dikkate değer bir takipçi kitlesi oluşturdu.
25 Haziran akşamı başkentte sahne alacak olan Cem Adrian, bir gün sonrasında Haftaya Paydos'a konuk oluyor.

(If Performance Hall'da gerçekleşecek Cem Adrian konserine bilet almak için Mybilet'i ziyaret edebilirsiniz.)

Cem Adrian 30.11.1980 tarihinde Edirne'de doğmuştur.
Yugoslav kökenli bir ailenin 2. çocugu olan Cem Adrian müzik çalışmalarına ortaokul yıllarında başlamış ve ilk kayıtlarını yine o tarihlerde yapmıştır.
18 yaşında başladığı radyoculuk hayatına 6 yıl devam etmiş, bu süre içinde tiyatro ve fotografçılık eğitimi almış, çalıştığı radyonun kayıt stüdyosunda kendine ait yaklaşık 250 şarkı kaydetmiştir. 2003 yılında İstanbul'da kurdukları Mystica isimli etnik müzik grubunda solist ve dansçı olarak çeşitli mekanlarda sahne almıştır.
2004 sonbaharında Fazıl Say'ın davetiyle Bilkent üniversitesi sahne sanatları fakültesinde özel öğrenci statüsünde eğitime başlamış, 2005 şubat ayında "Ben bu şarkıyı sana yazdım" isimli ilk albümünü yayınlamıştır. Albüm sanatçının 1997 ve 2003 yılı arasında Edirnede kaydettigi amatör demoların ve 2004 ekim ayında Fazıl Say'la verdiği ilk akademik konserinden kayıtların bir derlemesidir.
"Demo albüm" niteliğindeki bu çalışma müzik sektöründe 16.000'lik bir satış başarısı göstermiş, alternatif müzik kategorisinde olmasına ragmen pop müzik listelerinde üst sıralarda yer almıştır. 2005 yılında Babylon konserler dizisi başta olmak üzere Türkiye'de verdiği konserlerini, 2005 eylül ayında Hamburg müzik sezonunun açılışında Fazıl Say, Bremen jazz festivalinde Burhan Öcal ve Fazıl Say'la sürdürmüştür.

Ünlü müzisyen Fazıl Say, Cem Adrian’ı şu sözlerle anlatıyor:
“Anlatması zor! En peslerden koloratur ötesi en tizlere yayılan, dile kolay, 4.5 oktavlık bir sese sahip. Sahip, evet! İç-sesi olarak da sahip: duygusuyla, hakimiyeti ve güzelliğiyle... Bütün bu renk ve ahenk paletine yön veren “Cem-erkek-sesi,” “Cem-kadın-sesi,” “Cem-çocuk-sesi,” sesleri, ses renkleri ve iç-sesleri... “Hassas” diyor doktorlar; ses telleri normal insanin 3 katı uzunluğunda...”

2006 yılı ocak ayında kayıtlarına başlanan ve 2006 Aralık ayında yayınlanan olan prodüktörlüğünü kendisinin üstlendiği İkinci albümü "Aşk Bu Gece Şehri Terk Etti" piyasa çıkartılmıştır. Denizhan, Umay Umay ve Suicide albüme düet olarak katılıp katkıda bulunmuşlardır.
2006 yılı sonunda Balans Albüm performansı ve Hayal Kahvesi konserler dizisi başta olmak üzere Tüm Türkiye'de verdiği konserlerini, 2007 yılı Haziran ayı sonunda kayıtlarına başladığı Üçüncü albüm projesine kadar devam ettirmiştir. Bu süre zarfında birçok konser vererek tüm dinleyenlerine ulaşmaya çalışmıştır ve birçok canlı yayın ve programa katılmıştır.

2007 yılı sonunda kayıtlarına başladığı, sadece piyano kullanılarak hazırlanan ve 2008 yılı Haziran ayında piyasaya sunan serinin ilk albümü olan ' Essentials / Seçkiler - Etnik ' albümünü piyasaya çıkartılmıştır.
2007 yılı temmuz ayında çalışmalarına başlanan, prodüktörlüğünü kendisinin üstlendiği dördüncü profesyonel çalışması 'tanrının emri aşkı'nı anlatan "Emir" albümü 2008 yılı Aralık ayı sonunda piyasaya çıkartılmıştır. Albümde Hayko Cepkin ve Pamela düetlerle konuk olmaktadırlar.

(Biyografi www.cemadrian.net'ten alınmıştır.)

19 Haziran Cuma, Haftaya Paydos 7 Konuklar



Volkan Erk Erol Büyükburç Öfkemdin

Haftaya Paydos'ta bu hafta yine 2 konuğumuz var.

Rock'n Roll ruhunu geri çağıran, "Öfkemdin" şarkısıyla dikkat çeken Volkan Erk'le hayatını, müziğini, Erol Büyükburç'u ve Ankara'yı konuşacağız.


Nada, If Performance Hall, Hayyami, Bekri, Tint, Mantar gibi Ankara'nın en çok konuşulan mekanlarına imza atan Gönül Adamları ekibinden Umut Saltık da bize başkentin değişen ve gelişen gece hayatını, mekanların özelliklerini ve tabi ki dikkat çeken başarı öyküsünü anlatacak.

Cuma saat 20:00-22:00 arasında TRT Ankara Radyosunda birlikteyiz...

12 Haziran Cuma, Haftaya Paydos 6 Konuklar

Haftaya Paydos'ta bu hafta başkentin deneyimli muhabirlerini konuk ediyoruz.
Kanal D'den Işınsu Tezkan, NTV'den Sibel Erdem, TRT'den Süreyya Sert bizlere başkentin nabzını tutmayı, gazteciliği, deneyimlerini ve hayatlarını anlatacaklar.

20:00-22:00 arası Ankara'da FM 105.6'da, dünyanın her köşesinde trt.net.tr/canli adresinde buluşuyoruz.

(İlgililer için bir not; "O mudur, bu mudur" sorularını ilk 5 hafta yayına dahil etmek üzere planlamıştık, dolayısıyla bu hafta itibariyle o köşemizi bitiriyoruz.)

Haftaya Paydos 5, Beypazarı/Kızılcahamam

Işılay:
Beypazarı. Özellikle de bu hafta olduğu gibi festival zamanı. Güveç, sarma, baklava yemek ve harika hediyelik eşyalarıdan almak için.

Rana:
Kızılcahamam temiz hava ve doğa için:)) Beypazarı farklı bir kültür ve özellikle de gümüş için:))

Figen:
beypazarı. mistik......

Ceren:
kızılcahamam, birini tercih etmem gerekirse, patalya, havuz, temiz hava..

Tunç:
Beypazarinin kahvaltisi evleri hanımlar için gümüşleri takıları güzel, yol uzerinde de hos mekanlar varmış bu hafta sonu kontrol etme şansım olacak sanırım.
kızılcahamamın doğası malum ancak kene durumu nedir araştırmak lazım

Tamer:
beyapazari tabiiki, cunku mimari ve kulturel yapisini cok guzel muhafaza etmis..

Sarp:
Beypazari, Zindancik denilen yerde muhtesem yaprak sarmasi yapılıyor, beypazari kurusunu da unutmamak gerekir.

Evren:
Kızılcahamam'1n oksijen miktari derim, baska da birsey demem

Handan:
Beypazari cunku mevsimini yakalarsan, ayastan gecerken kasa kasa o muhtesem ayas domateslerinden alabilirsin. Ayrica gumus tutkunu oldugum icinde orada gumusculerin calismalarini bizzat izlemek bana mutluluk veriyor..

5 Haziran Cuma, Haftaya Paydos 5 Konuklar

Haftaya Paydos'ta 5. hafta kalabalık bir ekiple karşınızdayız...
Bu hafta Ankara'nın internet günlükçülerini konuk ediyoruz. İnternet ve Blog Yazarları Derneği Başkanı Erkut Ergenç, Halime Çiçek, Barış Ünver ve Dilara Erdem konuklarımız.
Ayrıca uluslararası piyasada ses getiren marro.ws oluşumunun kurucuları Ali Rıza Babaoğlan ve Aykut Karaalioğlu ile hem projelerini hem de Likemind Ankara Buluşmalarını konuşacağız.

Bu haftanın anket sorusu ise Ankara'ya yakın kaçış yerleri;
Beypazarı mı, Kızılcahamam mı?
Yayında yer vermemizi istediğiniz yorumlarınızı haftayapaydos@gmail.com adresimize iletebilirsiniz.

5 Haziran Cuma 20-22 arasında TRT Ankara Radyosu 105.6'da ve http://www.trt.net.tr/Canli/anasayfa.aspx?kanal=KENT&slv=0 adresinde canlı yayınla birlikteyiz.
Görüşmek üzere...

Haftaya Paydos 4, Kuğulu Park/Seğmenler Parkı

Aslı:
Ben Kuğulu Parktan yana seçimimi yapıyorum... Orası bende sanki gizli bir bahçeye girmişim hissi uyandırıyor... Küçükken izlediğim "Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler" filminde, cücelerin yaşadığı yere ve banyo yaptıkları nehre benzetiyorum parktaki göleti... Şu an Ankarada yaşamıyorum ama bunları yazarken, otobüs duraklarının oradan geçip de Parka adımımı attığım anda "vay be sanki yan tarafta koskoca bir cadde yok, sanki şehrin ortası değil burası" dedirten huzuru hissettim sanki...

Rana:
Kuğulu Park:)) her zaman sığınak gibi bulmuşumdur Kuğulu Park'ı. Herkes gelir soluklanır, otobüse binmeden önce çay içersin, sohbet edersin. Seymenler daha büyük olduğu için böyle her yanını keşfedemeyeceğin bir yer:))

Ayça:
ikisi de..:) ikisini de çok seviyorumm..

Birol:
Kuğulu… Zariftir Kuğulu park, bir de keşmekeşin ortasındadır, seğmenlerin etrafı da nispeten sessiz sakin, sığınacak yer lazım Kuğulu'nun olduğu yerde, yukarda her yer ferah.
Seğmenlere çıkarsın, büfenin az aşağısına oturur, Ankara'yı seyredersin. Kuğuluda, ördekleri, kuşları, bebekleri, suyu, en çok ama kendini seyredersin. Kıyas olacak parklar değil;)

Nilüfer:
Kuğulu Park.. Nedeni ise huzur veren bi yer.. Sakin kalabalık içinde sakinlik.. Gürültü içinde sessizlik.. Kaçış yeri... Seğmenler ise çok büyük.. Heryere açık bir yer...

Beyza:
Tabi ki Kuğulu Park; sahiplenildiğini hissedersin, kafanı dinlersin ve bakışlar seni rahatsız etmez...

Aydan:
Kuğulu Park çünkü kuğuları var:)

Selma:
Kuğulu da güzel, ama ben Seğmenler diyorum. Çünkü haftasonları köpeğimi rahatça gezdirebiliyorum.

Serdar:
Seğmenlerde haftasonları çok kalabalık bir insna grubu oluyor ve kimse de kimseyi rahasız etmiyor. Yandaki büfeden de lezzetli yemekler yiyebiliyorum.

Necip:
Kuğulu; çünkü Seğmenler parkında köpekler çok olduğu için Kuğulu Park daha cazip ve güvenli geliyor:)

İmren:
Merhaba, Sorunuzu öğrendikten sonra biraz düşündüm, uzun zamandır Ankara ile ilgili sevdiğimiz ve vazgeçemediğimiz, yerini başka yerin doldurmasına izin vermediğimiz ne çok yerimiz varmış. Bu nedenle özel bir teşekkür etmek istiyorum.
Gelelim konumuzaaaa; İmren Kuğulu diyenlerden. Neden mi? Benim gibi çocukluğu Ankara'da geçen herkes için özel bir yerdir. Bir avuç kadardır, bir nefeslik hava gibidir, miniciktir ama CAN'dır, Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş kocaman kocaman kucak kavuşmaz ağaçlarla çevrilmiş vaha gibidir.
Çünkü, Güzelim bembeyaz kuğuları ve vakvakları orada görebilirsiniz, onlar ile simitlerinizi paylaşabilirsiniz, şanslı iseniz yüzlerce güvercini yemleyebilirsiniz. (ilk siyah kuğuyu orada görmüştüm)
Çünkü, belkide ilk defa birinin elinizi tuttuğu yerdir.:)
Çünkü, ilk bira hemen yanındaki Kıtır'da bangır bangır birşeyler dinleyerek içilmiştir. İlk kumpire kaşık orda batırılmıştır.
Çünkü, her zaman kagıt helvacı, elma şekerci bulunabilir,
Çünkü, Yuvarlacık tahtacık bankları vardır, üç-dört kişi yanyana oturursanız konuşmak pek komiktir.
Çünkü, keyifsiz bir gün sonu, kışın ortasında Aysun işe kaçıp yarım ekmek kokoreç, ayran alınıp banklarda oturulup yenilesi, karnımız doyduktan sonra sevgililere saydırıp ağlanılası melankolik tek yerdir.:)
Çünkü, Tunalı'da yapılan alışveriş sonrası bir nefeslik oturmalıktır.
Çünkü, Kuğulu Kafe'de yorgunluk kahvesi içebilirsiniz - içebilirdiniz...( Şimdi başka birşey olmuş hatırlayamıyorum. (Simitçi kahveci gazozcu gibi)
Çünkü, üzerinden yol geçecek, kavşak yapılacak korkusuyla, yüreğimiz ağızımızda izin vermeyiz diye tüm gün inadına inadına oturduğumuz yerdir... İyi ki hala var:)

29 Mayıs Cuma, Haftaya Paydos 4, Konuk Düş Hekimi Yalçın Ergir

29 Mayıs Cuma günü Haftaya Paydos'ta konuğumuz Düş Hekimi Yalçın Ergir...
Diş hekimliğinin Düş hekimliğine dönüşmesinden, muayenehanesindeki inanılmaz "icat"larına, muhteşem kaleminden, Ankaralılığına kadar konuşacak çok şey var...

Program öncesinde onun hakkında biraz daha fazla fikir edinmek için ergir.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bu hafta ayrıca "Kuğulu mu, Seğmenler mi?" diye soruyoruz. Seçiminizi ve yorumlarınızı haftayapaydos@gmail.com adresine bekliyoruz...

(Ayrıca bir davet ancak bu kadar zarif cevaplanabilir: http://www.ergir.com/2009/konuk.htm)

Görüşmek üzere...

Haftaya Paydos 3, Bestekar Sokak/Park Caddesi

Sibel:
Park caddesi diyorum. Çünkü hayat artık yavaş yavaş oraya kaymaya başladı. Daha modern mekanlar, daha modern insanlar var orada.

Ferda:
Bestekar diyorum ben. Evi Çayyolu civarında olmayanlar da zaten pek tercih etmiyorlar Park Caddesini. Belki zamanla değişir, önyargılı değilim, ama şu anda Bestekar.

Füsun:
18 yaşında yeni bitmelerin baba paralarıyla fink attığı biryer Park Caddesi. Bestekar sanki daha eski Ankaralılara hitap ediyor gibi geliyor bana. Binaların eskiliği bile daha sıcak geliyor bana Bestekar'da. Örneğin Park'da açılan Kıtır eski Kıtır gibi zevk veriyor mu acaba insanlara?

Miray A:
Tabii ki Bestekar diyorum, şehir merkezinde oturan biri olarak yürüyerek gidip bir çok alternatif gece mekanını bir arada bulabildiğim yegane yer... Baktım birşey bulamadım, mini bar yapma olasılığımız hep var! :)

Selen A:
Bestekar'a çok takılmadığım için objektif yorum yapamıycam. Park caddesi daha tiky, Bestekar daha samimi...

Suna K:
Bestekar, evime ne kadarda uzak olursa olsun. İlk tercih:)

Rana O:
Bestekar sokak! Daha salaş olduğu ve merkezde olduğu için:)) Bir de bana nedense hep Bodrum barlar sokağını anımsattığı için:) Eski halini tabi ki:)

Dilara E:
Park caddesi çok bir popüler oldu ve bence orada yaşayanlar için güzel bir merkez. Ama benim gibi arabası olmayan ve çoook içen gruplar için Bestekar civarı yetmekte şu an için:) Gözünü seveyim city centerın:)

Işıl B:
Bestekar tabi ki ilk içkimizi oralarda içtik gençken:)

Kerem Ö:
Bestekar tabii, Park Caddesi fazla hijyenik ve donuk...

Didem:
Bestekar diyorum ben de;) Merkezi... Malum herkes rahat kolay yorucu olmayan bir ulaşım istiyor... Ortamı sıcak ve sanki daha bir albenisi var gibi.. Sonuçta gidilecek yer konusu ben ve çevremdekilerin tercihi de merkezi yerlerden yana oluyor ki Bestekar iyi seçim :)

Haftaya Paydos 2, Eymir / Mogan ?

Çelik Ö:
Benim oyum Eymir'den yana. Peki neden? Ailecek güzel bir yürüyüş sonrası üstüne sabah tazeliğinde günün ilk çayını yudumlamak, gazeteye gömülmek, azcık daha yürüyüp, balık ekmeğe yer açmak, denk gelirse yanında bir bira ile akşam üstünün tadını çıkartmak. Daha neden olsun efendim...

Berrak G:
Tabiki Eymir.. Eski ODTÜ alışkanlığı diyelim:)

Didem:
Eymir tabiki :))) Mis kokulu çam ağaçları arasında yürümek :) göl kenarında çay kahve ya da kahvaltı veya akşam yemeği yanında bir kadeh rakı ya da bir bira eşliğinde oyhhhh canım çekti bak :)) Ana fikir bu konuda ideal Eymir Eymir Eymir :))

Levent A:
Eymir

Tülay T:
Eymir

Dilara Erdem:
ODTÜ'lü olmanın gereklerinden birisiydi hafta sonlarını Eymir'de geçirmek sevgiliyle beraber:) Hafta sonu alırdık ev yapımı sandwichlerimizi, yere sereceğimiz kilimi vs..yi alırdık soluğu gölün kenarında. Akşama kadar yerdik, içerdik, sarılır kitap okurduk, minicik sahasında basketbol oynardık, yürüyüş yapar çiçek toplardık.. sonra zaman girdi aramıza, ben Eymir'e gidemez oldum uzun yıllar. Şimdilerde çok sık giderek bu ayrı kaldığımız anların telafisi derdindeyim. Sabahın körü arka kapıda aracımızı bırakıp içeri Yelken büfeye, yetmedi kayıkçı büfeye yürüyoruz mis gibi tertemiz havayı derin derin içimize çekerek. Sabahın o saatlerinde araba yok, fazla kalabalık yok. sadece kahvaltı için soluklandığımız büfenin bahçesine yayılmış hoplayıp zıplayan tavşanlar oluyor:) kendimi iyi hissediyorum Eymir'de ben. bazen de sabah gidemezsek akşamüstüne doğru, özellikle Pazar günleri gidip balık ekmek ve bira için minderlere yayılıp sıra bekliyoruz:) Mogan bana yabancı. Eymir, eskilerden güzel anılara mekan olmuş, hala güzel hissettiren, küçük ama keyifli bir alan benim için..

Mine O:
Göl mü o da ne ha doğru orda Boğaz yok di mi ahahaha:-) yaşasın kötülük)

Gülay Ü:
Bu haftanın cevabı; Eymir, Eymir, Eymir ! Hele ki sırt çantamla; Turan Güneş Bulvarı'ndan ODTÜ ormanına girerek önce Eymir'e kuş bakışı bakıp "arınmak", sonra da aşağıya doğru yürüyerek Eymir'e ulaşmak ! Göl kenarına ulaştığımda, şövalemi ve yağlıboyalarımı çıkarıp Eymir'i resmetmek ! Temizleniyorum ben Eymir'de çimenlerin üzerinde...Her ne kadar Eymir'in her bir köşesinde "bırakılan" ama "unutulmayan" aşklar olsa da... Her ikinize de sevgiler.

Suna K:
Tabiki eymir, daha nezih ve daha serbes, mogansa gereksiz kalabalık. eymir ne kadar doğayla iç içeyse, mogan da bi okadar bina yığını gereksiz yapılar. restoranlar, parklar, bence eymir.

Tunç S:
Eymirin daha hos oldugu dogru ankarada su kenarı cok fazla şansımız da yok aslında iki ağaç yanında biraz su görünce içimiz ferahlıyor binalar binalar çirkin binalar saman sarısı ve gri gittikçe ankaraya hakim renkler olmaya başladı

Cem A:
Eymir cevaplarına kesinlikle katılıyorum. Şehirden uzaklaşıp doğayla başbaşa kalabildiğimiz nadir yakın yerlerden biri. Mogan için söylenebilecek çok fazla bir şey yok arkadaşlara sonuna kadar katılıyorum.

Elif Ö:
Ben eymir diyorum. Hep oyleydi..

Gönül B:
Eymir

Elif B:
Eymir. Cunku mogan'a göre daha ufak, daha sevimli. Herkes giremedigi icin belli bir kesimin özellikle üniversitelilerin ve akademik insanlarin haftasonu bulusma mekani. Golun etrafindaki tesislerin güzelligi ve bir de su sporlari yapilabilmesi pozitif özelliklerinden. Özellikle Odtü'lüler icin Eymir bir klasiktir :)

İmren Ç:
Merhaba Banu'cum, Selim'cim Özlemiştik o güzel ve huzur dolu seslerinizi. Hayatımız alışkanlıklar üzerine kurulu; sabah kahveleri, çaya atılan tek şeker, evden çıkarken aynı hoşcakallar, kıyafet seçimlerindeki renk tutuculuklarımız, saç boyu, aynı fön hatta, daha binlerce şey sıralayabilirim. Egmir; işte o da benzer alışkanlıklardan bizim gibi doguştan Ankara'lı olanlar için. Koca Ankara'mızda aslında pekte kaçış noktamız yok beton bloklardan, soguk duvarlardan. Arkadaşlar yazmış aslında Egmir diyince akla gelen ilk şey sevgilinle el ele uzunca yürüyüşler yapılacak, agaçlar altında durup soluklanma araları verilecek, kokusu agaç, dokusu yeşil, gölü girilmez huzur mekanı. Ancak benim için biraz özel bir yerdir, yazı başkadır kışı bambaşka. Denizi özlerizya hani, bazen uzun uzadıya bakasımız gelir ufukta biten sonsuz mavilige. Öyle zamanlarda kaçış noktasıdır, araba yogunlugundan sesten gürültüden yalıtılmış kurtarılmış bir bölgedir.
Oran tarafından ormandan yürüyerek girerseniz yolun sonunda enfes bir manzara görebilirsiniz, uzakta bulutlardan rengini alan, agaçlarla sarmalanmış, yeşilin arasına sıkışmış bir göl. Görülmeye deger gün batımı, çiçek açmış badem agaçları ile harikadır. Kışın gidersiniz hava buzz gibidir, donarsınız hatta arabanız kayar o yolda birkaç kez buzdan. Şanslıysanız donan gölde yürüyebilirsiniz, cesaret üzerine nutuk çekebilirsiniz arkadaşlarınıza, agaçlarda kar bembeyaz gelin gibidir, hımmm tertemiz hava, ve üşüten sogukta koşa koşa gidersiniz sucuk ekmekçiye, olmadı köfte, olmadı balık, ama mutlaka ekmek arası, yanında kocaman bir şişe bira...
Ayaküstü Yazları ördekler olur cıvıl cıvıl kuşlar, simit atarsınız ördeklere, köpekler gözünüze hani bana der gibi bakarlar verirsiniz onlarında kısmetini korkmuyorsanız eger :) Sonbaharda sarı yapraklara dolanır ayaklarınız, antrenman yapan kürek takımlarını görebilirsiniz bazen hafta sonları, başlarında hocaları ali kıran baş kesen. Sizde kürek çekebilirsiniz anlarsanız bu işlerden, gölün ortasından manzaraya bakmakta ayrı bir keyiftir hani. Eee aşk olsun diyorum ikinize de, şimdi açtım albümleri Egmir fotograflarına bakıyorum, ne çok gitmişiz, ne keyifli günler geçirmişiz, sanırım bu aralar birazda ihmal etmişiz. Mogan? Gecen sene gittim bir arkadaşın zoruyla, kimi için keyifli olabilir ama yapay bir zorlama gördüm, klasik hamburgerciler, pideciler pizacılar, kızılayda yada ANkara'da herhangibir sokakta bulabileceginiz şeyler ordada var. Agaç yok kuru kuru bir yapaylık. Sanki birde ailece gidilmezse alınmayacakmışsın hissi veriyor bana, Anne baba çocuk olmak mecburidir yazmamışlar tabelaya ama öylesi bir zorlama var sanki.. Bilmem belkide ben öyle hissettim:)

Gözde E:
onca yıl ankara'da yaşadım ama mogan'a bir kere bile gitmedim maalesef. eymir'den de hiç haz almam. gölleri pek sevmem ben galiba. daha çok deniz kızıyım. şımarıklık yapıp ikisi de değil demek istiyorum.

Selen A:
benim cevabım her daim eymir olur. birincisi herkese acik degil, ODTU ve ODTU'lu olmasi dolayisiyla daha sakin, daha samimi bir ortam. Mogana 1-2 kere gittim, ana-baba gunu... göl kenarini yuruyuse uygun yapmislar ama eymirin agaclari orda yok... eymiri temizleseler bence uzerine mekan olmaz ankarada... ama hala ODTU'nun kalsin:)))

Figen Ü:
tabiki eymir :)))))
doğallığı bozulmadığı için; benim için burası huzurlu. yerlere oturup gölün tadını çok daha keyifli çıkarıyorum. balık ekmek; daha bir kısır döngü olan ANKARADA KAÇIŞ noktası yaz ve kış :)))))))

Ebru A:
Eymirrrrrrrr.
yemyeşil ördekler doğayla iç içe ama ben en çok ördekleri seviyorum.

Metin A:
her zaman eymiiirrrrrr tabiii ki.

Filiz T:
ODTÜ'lü olup Eymir'i sevmemek mümkün mü? Tabi ki tercihim Eymir :))

Haftaya Paydos 1, Tunalı / Bahçeli 7.Cadde?

Gönül B:
Tabii ki Tunalı diyorum! O kadar özlüyorum ki Tunalının Pazar gunleri trafige kapanisini, kaldirimlarda oturuslarimizi, sagda solda grup halinde oturup gitar calan cocuklari, butun gun bir yukari bir asagi dolasmalarimizi... Kisacasi Tunalinin huzurunu Bahcelide bulamayanlardanim :) Belki trafige kapatilmiyor Tunali ama hala canim soyle bir yuruyus yapmak istediginde ilk isim Tunaliya inmek olur...

Rana O:
Tunalı çünkü Tunalı'da oturuyorum ve Tunalıyı seviyorummm :)

Nazende E:
:)))) CADDE:))))

Selen A:
ben kararsizim... ama sanirim tunali. daha nezih, daha eglenceli. daha cok mekan ve imkan var. ustelik gumbur gumbur piyasa yapanlar da yok:))evet evet kesinlikle tunali:))))

Tolga Ö:
Tunalı, mekan sayısı belki daha az ama daha şık mekanlar var, bir de en önemlisi Arjantin, Cinnah buralara yakın olması sebebiyle de avantajlıdır.

Tunç S:
Tunalı Hilmi daha nezih, 7.cadde çok bozulmuş bi acayip tipler,kafelerin genel olarak servis kalitesinin düşüklüğü de dikkatimi çekti 7. caddede.

Suna K:
Tunalı hilmi diyorum ben de, evet daha az mekanlar, ama daha kaliteli insanlar, 7.cadde orda kendimi çok rahat hissetmiyorum her yerde; mantar gibi türeyen cafeler, arabalardan yükselen müzik sesleri, çok kalabalık, piyasa yapmak için gelen ilginç tipler, sevemedim bahçeliyi.

Tanıl T:
Tunali hilmi taraftarıyım ben de, cadde bazında tunalıda alternatifler daha az olabilir ama civar sokaklardaki mekanların yanında insan kalitesi ve duzey farkını da katarsak tunalı birkaç sınıf atlıyor.

Mine Ç:
Ben ankarayı çok bilen biri değilimdir ama nedense istanbuldan sonra 7.cadde daha çekici geldi belki istanbulla bi bağlantı kurmuşumdur aralarında:)

Müge K:
Hicbiri desem abes olmaz herhalde yeni bi cadde lazim ankaraya sole bozulmamisindan..

Nihan K:
Bahçeli 7 derim ben. çünkü baharda ve yazın güneş alıyor. böyle bi aydınlık bi sıcak... insanın içi açılıyor. hem de yol ve kaldırımlar ne kadar dar olsa da (ki bu tunalı için de geçerli), insanın üstüne üstüne gelen kocaman apartmanlar yok.

Ayrıca her ne kadar iki yer de piyasa yeri olsa da (eğri mi otururuz, doğru mu bilemem ama doğru konuşalım), tunalıda insanlar daha bi burnu havada, "ben aslında ibiza'ya gidecektim ama uçak ankara'ya zorunlu iniş yaptı. bu arada da bi buraya bakayım dedim." havalarındalar. eğer onlar bu kadar uç diilse de ben eziğim; göreceli olarak. :))

Cem Ö:
Bir bahçeli çocuğu olarak ben dahi Tunalı diyeceğim.. Tunalı orta ve üst gruba hitap edebilen çeşitliliğiyle daha zengin görünüyor, 7. cad ise tunalıya göre daha geniş olan kaldırımlarına dizilmiş ve yeme içmenin ucuz olduğu kafeleri ve üniversitelere yakınlığı sebebiyle ilgi çekiyor ancak kültürel olarak fazla bir şey vaad etmiyor..

Gülay Ü:
Ben, her ikisi de değil diyorum. Çünkü daha sakin, keşmekeşin yaşanmadığı, insanların birbirini ezmediği, araçların korna sesi daha az duyulan, kısaca insan ve gürültü kirliliği "henüz oluşmamış" yerleri tercih ediyorum. Tunalı'ya gitmiyor muyum;-evet gidiyorum ancak çok çabuk ayrılıyorum. Bahçeli 7.cadde ise bana hiçbir zaman sıcak gelmedi. Hani "duyan gelmiş" denir ya; işte bunun için herkes aynı mekanda ! Duyduğum için değil, bana huzur veren yerlerden yana tercihim! Tunalı ve 7.cadde'de bulunan çoğu mekana; daha sakin alternatif keşfetmek daha eğlenceli.

Necip Ş:
BahçeLiiiiiiiiiiii , çünKü yeNi TREND ve üniversiTe gençLiği oRADA e tabi bizZDeee ... Her ne Kadar araçlarımız için park yeri zor bulsakta ... YineDe bahçeLiiiiiiiii !...

Fatoş B:
Bahçeli 7 demek zorundayım çünkü burada yaşıyorum. bahçeli 7 demek istiyorum çünkü kaldırımlar geniş, halkı rahattır. tunalı'nın aristokrat havasına inat insanlar birbirlerine gülümseyerek yürürler. elbette son yıllarda bahçelinin kalitesini düşüren çok şey oluyor ama güzelim yaz akşamlarında bütün bir ailenin gecenin yarısında ellerinde çekirdekleriyle eş-dost gülüşerek dolaşmasını, çocuklarının coşkuyla oynamasını ne zaman gördük tunalı'da? tunalı'yı sahiplenirler, başkasını dışlarlar, oysa bahçeli herkese kapısnı açtığından insan çeşitliliğinin en bol olduğu mekandır güzide memleketimizde. öyleyse herkes bahçeli 7 ye diyorum çünkü burası paylaşım yapılacak yer, alışveriş yapılacak yer değil:)))

Haftaya Paydos 1, 2, 3, Konuklar

Haftaya Paydos'ta ilk 3 hafta konuklarımız:

1. hafta: Müzisyen Artun Ertürk
2. hafta: Modacı Abdullah Öztoprak
3. hafta: Müzisyen Sadık Sağlam ve Mehmet Öztürk

Haftaya Paydos!

Merhaba,

Biz, Banu Tarancı ve Selim Karakaya uzunca bir aradan sonra yeniden birlikte mikrofon başındayız.
Her Cuma saat 20:00-22:00 arasında haftayı geride bırakıp, haftasonunu karşılarken TRT Ankara Radyosunda, Türkiye'nin ilk gerçek "konuşma" radyosunda sizlerleyiz.
Programda sizlerle paylaştığımız bazı konulara burada da yer vereceğiz. Böylelikle fikirlerini bizimle paylaşan arkadaşlarımızın mesajlarını da tarihe not düşmüş olmak istiyoruz.
Malum, söz uçar, yazı kalır...
ad

Arşiv

Ziyaretçi